Home » Röportajlar » İlknur Akyıldız; “Satışçı, firmasını kendi firması gibi görmeli. Firmanın patronuymuş gibi çalışmalı…”

İlknur Akyıldız; “Satışçı, firmasını kendi firması gibi görmeli. Firmanın patronuymuş gibi çalışmalı…”

İlknur Akyıldız

AVON Kozmetik Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. – Bölge Satış Sorumlusu

  • Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

1979 İstanbul doğumluyum. Pazarlama Bölümü mezunuyum. Sosyoloji okuyorum. Daha önce “ Marka Bilinirliği ” konusunda çalıştım. Ücretsiz danışma hattında görev aldım. Satış Departmanın birçok biriminde ve şirketin büyümesine katkı sağlayacak projelerde görev aldım. Satış sonrası destek biriminde faaliyet gösterdim. Şu an da Bölge Satış Sorumlusu olarak çalışmaktayım.

  • Pazarlama, Ücretsiz danışma hattı, satış sonrası destek ve şimdi de  Bölge Satış Sorumlusu… Bu süreci anlatır mısınız?

Aslında hepsi bu süreçte bir devamlılıktı.Doğrudan satış şirketlerinde bağımsız satış temsilcisi olarak satış işine başladım. Sonra ücretsiz danışma hattında görev yaptım.

İnsanın aklına takılıyor. İnsanlar bu kadar çok soru soruyor. Biz, ürün alındıktan sonra hizmet veriyoruz. Ama ürün alınırken nasıl bir hizmet sunmamız gerekiyor. Bu konuda neler yapılabilir düşüncesiyle satış bölümüne geçmeye karar verdim. Benim önceliğim satıştan sonra müşteriyi nasıl mennun etmek adına, müşteriyi satış sırasında nasıl memnun edebiliriz sorusuyla çıktı.

Her zaman şunu savunurum. 1’incisi markanıza güvenmeniz gerekiyor. Nerede çalışırsanız çalışın. 2’incisi kendinize bir güveninizin olması gerekiyor. Çok fazla özgüven anlamında değil. Kendinizi temsil ettiğiniz ve bulunduğunuz yer ile ilgili bir güveninizin olması gerekiyor. Firmanızın bakış açısıyla aynı bakış açısına sahip olmanız lazım. O doğrultuda çalıştığım yerin verdiği hizmet kalitesi ile ben, müşterime daha iyi nasıl hizmet verebilirim ki benim çağrı merkezime gelen telefon aramaları azalsın. Müşteri memnuniyeti artsın. Bu bakış açısıyla hareket ettim. Bunun geri dönüşü iyi oldu.

Satışta insanlar ile iletişim kurmak çok keyifli. İhtiyacı belirleyip müşteriye güzel hizmet verdiğiniz zaman hem size karşı olan saygısı sevgisi hem de sattığınız ürüne karşı güveni artıyor.

Mesleğinizin keyifli ve zor bulduğunuz yönleri neler?

Keyifli kısmı, hiçbir meslekte bu kadar çok insanla tanışma fırsatınız olmaz. Her kesimden her kültürden insan ile tanışabilirsiniz. Bir tek bulunduğunuz ilde değil, Türkiye’nin her yerinde faaliyet gösterebilirsiniz. Eğer bir doktorsanız çevrenizdeki arkadaşlarınızın çoğunluğu doktorlardan oluşur ve onların doktor arkadaşlarıyla iletişimde olursunuz. Ama ben, bir evhanımıyla,bir öğretmenle, bir doktorla  aldığı ürünün kendisine yada evine nasıl fayda sağlayabileceğini konuşabiliyorum.

Her mesleğin zorluğu vardır Örneğin; pazarcı olsanız sabah erkenden kalkıp tezgahınızı kurmanız gerekiyor. Ama benim işimde markanızın değişen bir ürünü bilmemeniz ürünün nerde nasıl kullanılacağını anlatamamanız problem olur.Bayanlarla çalışmak keyifli ama ikna etmek bir o kadar da zordur. Kafasında sürekli soru işaretleri vardır. Ben karar verdim, eşime bir danışayım ya da çocuğumda bir baksın, arkadaşımda bir görsün diyebiliyor.

  • Satışın içinde olan biri olarak “ Satışın Altın Kuralı ” gibi bir kavram var mıdır?

Elbette var. Tek bir şey söyleyebilirim. Karşınızdaki insanı anlamak. Karşınızdaki insanı çok iyi anlarsanız, onu çok iyi dinleyebilirseniz, “ Nokta Vuruşu ” dediğimiz satışı yapmış olursunuz. Ama müşteriyi anlamadan sadece kendi kafanızdaki şeyleri satmaya kalkışırsanız satış, satış olmaz.

Mesela bir pastaneye ya da mağazaya girip bir şey alacağınız zaman size satış yapan kişiye bir bakarsınız. Bu benim genel kuralımdır.

Ben okurken dönem ödevi olarak bir konu seçmiştim. Bir mağazada çalışmaya başladım. Genelde şöyle bir şey vardır. Bakımlı, hoş bir bayan mağazaya girdiği zaman herkes etrafında pervane olur. Bakımsız biri olarak mağazaya gittiğinizde sizi baştan aşağı süzerler. Şöyle bir önyargı var. Bu müşteri buradan bir şey alamaz ya da almayacak. Ben, bu konuda çalışma yaptım. Özellikle satıcı olarak görev aldım. Konuya şöyle yaklaştım. İçeri kim girerse girsin öncelikle sizin güler yüzünüz karşı tarafı etkiler. Bir bakışınız ya da bir duruşunuz ile karşı tarafa memnuniyet ifadesi göstermelisiniz. Evet, satıcının sizi takip edip arkanızdan reyonu düzeltmesi çok rahatsız edici bir şey. Ben yaklaşıp şunu dedim, “ Ben burada görevliyim, adım İlknur. Biraz ileride duracağım. İstediğiniz ürünün bedenini ya da rengini bulabilirim. Yardım edebileceğim bir konu olursa bana seslenmeniz yeterli. ” diyordum. Bunu yaptığım firmada güzel bir firmaydı. Örnek bir çalışma olarak yaptık.

  • Gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz ya da projeniz var mı?

İlkokulda okurken herkes doktor, öğretmen olmak isterdi. Ben astronot olmak isterdim. Çok uçuk bir noktada bir şeydi. Hiç unutmuyorum. Milli Eğitim Bakanı okulumuza gelmişti. Bize, ne olmak istediğimizi sordular. Astronot sözcüğünü  söyleyemediğim için dünyanın etrafında dolaşan insan olmak istiyorum demiştim. Ve hayalim satış filan değildi. Bir F-16 kullanmak istiyordum. Çok uç noktalarda gezen bir çocuktum.

Okul döneminde kısa süreli yaptığım bir iş, beni çok farklı bir yerlere getirdi. Okurken çalışmak en büyük avantajım oldu. O zaman şunu gördüm, İlknur Akyıldız olarak kariyerimde çok iyi bir noktaya gelip işimi bitirdikten sonra tüm bu tecrübelerimi bir üniversitede hocalık yaparak yada firmalarda en iyi hizmeti verecek yeni nesil satışçılar yetiştirmek için danışmanlık- eğitimcilik yapabilirim. Satışta belli bir yaştan sonra aynı performansı gösteremeyebilirsiniz. Hem görünüş olarak hem de ifade tarzınız olarak. Benim 50 yaşında çalışan bir arkadaşım var. Saygıyla karşılıyorum ve gıpta ederek bakıyorum. Hala bu kadar düzgün ve kaliteli hizmet verebildiği için. Ama ben ilerleyen dönemde daha kaliteli satış anlayışı için hocalık yapmayı tercih ediyorum.

Hayalleri olan satışçılar ilerleme kaydeder benim dünyayı gezmek gibi bir hayalim vardı ve gerçekleştirdim. Şimdide gelecekte kaliteli satış ve satış sonrası hizmet için Eğitimci olmak gibi bir hayalim var.

  • Bu mesleği yapmak isteyen genç arkadaşlara neler tavsiye edersiniz?

Satış kendi içerisinde anlaşılabilecek bir şey. Mesela kalem ya da gömlek satıyorsunuz hiç farketmez. Acaba ben bugün 3 tane gömlek satabilecek miyim? Bir satışçı güne böyle başlamamalı. Ben bugün dükkana gelen 10 müşterinden 7’sine kesinlikle ihtiyacı olan gömleği satmalıyım demeli. Bir iç motivasyonu olması gerekiyor. Bir sahiplenme duygusu olması lazım yaptığı işe karşılık.

Herkes istediğini satabilir. Fikir de satmak güzeldir, hayal de satmak güzeldir. Önce bir hayali satmam lazım düşüncesiyle yola çıksınlar. Kendi hayallerini gerçekleştirsinler. Sonra karşısındakinin hayalini gerçekleştirsinler. Bu onlara başka fırsatlar sunacaktır. Böyle devam ederlerse satışta çok yol kat edebilir.

Satışçı, firmasını kendi firması gibi görmeli. Firmanın patronuymuş gibi çalışmalı.  Bu şirket ya da bu iş benim diye düşünürse satışçının önünde hiçbir engel yoktur. Ve en önemlisi dürüst olmalıdır. Müşteri kıyafeti denediğinde olmadıysa, “ Bu size muhteşem oldu dememeli. ” Çünkü müşteri, ne bir daha sizi tercih eder ne de ürünü sattığınız mağazayı. Siz oradan ayrılsanız bile o marka devam ediyor. Ben hep söylerim. Benden sonra yetişecek insanların faydalanabileceği bir sistem yaratmalıyım. Bir satışçının yapacağı budur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Güvenlik Sorusu: